ARA
Faydalı Bilgiler

Uzun yaşam diyeti

Uzun yaşam diyeti; bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış, dünyada pek çok doktor tarafından reçete edilen ve başta Anne Hathaway olmak üzere Hollywood yıldızlarının da uyguladığı bir beslenme modeli.

Harvard mezunu Dr. Andrew Weil’in geliştirdiği diyeti uygulayarak sağlıklı yaşlanmak ve uzun yaşamak mümkün görünüyor.

Uzun Yaşam Diyeti Nedir?

Sağlık kılavuzu ve tıp doktoru Andrew Weil’in tavsiyesi olan bu diyet programında sihirli kilo kaybı vaatlerine yer yoktur. Doktor Weil, diyet felsefesini iki basit cümle ile özetliyor: ’’Daha az yiyin. Daha fazla egzersiz yapın.’’

Doktor Weil, kitapları ve kendisine ait web sitesi yoluyla ulaştığı okurlarına, beslenme şekillerini batı kültüründen çok, doğu kültürüne ait bir duyarlılıkla oluşturmalarını tavsiye ediyor.

Seçtiğimiz diyetin şartları sağlığımızı büyük ölçüde etkiliyor. Bu durum çoğu insan tarafından net olarak biliniyor olmasına rağmen, Doktor Weil sözlerine şu uyarıyı ekliyor: “Diyet, hayat stilinizin sadece bir yönüdür ve hayat stili bizim mutlu veya mutsuz hissetmemizi belirleyen etkenlerin karışımında sadece bir değişkendir.”

Bunu söyleyerek Weil, diyetin ağırlığımızı kontrol etmeyi kolaylaştırmakta olduğu kadar, alerjilerden kötü vücut kokusuna, kulak enfeksiyonundan sinirsel bağırsak sendromuna, artritten sinüzite kadar çok sayıda sağlık sorununu olumlu şekilde etkileyebildiğini iddia ediyor. O, okuyucularını (kısa süre içinde geri alınacak) hızlı kilo kaybını vaat eden çözümler aramaya değil, besin uzmanlarının ve tıbbi olarak desteklenmiş kilo verme programlarının, güvenli, akıllıca ve mantıklı olarak tavsiye ettiği miktarda, yani haftada en çok yarım ila bir kilo kaybedecek şekilde gerçekçi hedefler belirlemeye sevk ediyor.

İşin bilimsel kısmı basittir. Weil’e göre kilo kaybı başarısı, yediğimiz besinlerin türünü ve miktarını uygun şekilde düzenleyerek elde edilebilir. Bu durumda işin püf noktası, besinlerin yapı blokları olan, karbonhidratlar, yağlar ve protein türleri arasından tabağımıza koyacağımız çeşitleri belirlemektir.

 

Neler Yiyebiliriz

Weil’in diyet yaklaşımı,  İspanya, Güney Fransa, İtalya, Yunanistan ile Orta Doğu’nun bazı kesimlerine ait mutfak kültürünün bir karması olan ve son zamanlarda çok reklamı yapılmış, Akdeniz diyeti ile az çok benzerlik taşımaktadır. Diyet ısrarla kırmızı eti içine alır, fakat Weil’in bir et yanlısı olmadığına emin olabilirsiniz. Onun eğilimi indekste kırmızı eti nasıl listelediğinden sezilebilir: Hayvansal besinler.

Nitelik belirtenler bir yana, Weil’in diyet planı besin gruplarını şu şekilde üç gruba ayırır:

  • Karbonhidratlar. Bu grubun tüketimi, kalorilerinizin yüzde elli ile altmışını oluşturacak şekilde düzenlenmelidir ve mümkünse seçilen ürünlerin çoğunluğu arıtılmamış tahıl ve sebzelerden oluşmalıdır (Bu türde sebzeler karmaşık karbonhidratlar bakımından daha zengindir). Karmaşık karbonhidratlar glikozu ( yani şekeri) kan dolaşımına daha yavaş salarlar ve bu yüzden kan şekerinin yemekten sonra hızla yükselip yine hızla düşmesine sebep olmazlar. Karmaşık karbonhidratlar, elma, fasulye, yulaf unu ve öğütülmüş tam tahıllar gibi yiyeceklerde diğer yiyeceklere oranla daha yoğun biçime bulunur. Düşük karbonhidrat diyetleri ısrarla beyaz pirinçten uzak durulmasını tavsiye ederken Doktor Weil, Basmati ve kahverengi pirincin kabul edilebilir olduğunu, çünkü bu gıdaların diğer yiyeceklerle birlikte yenildiklerinde glikozun makul oranlarda salgılanmasına sebep olduğunu iddia etmektedir.
  • Yağlar. Tükettiğimiz gıdalar zeytinyağı gibi tekli doymamış yağlardan, omega-3 yağ asidi olarak bilinen besinlerden yana zengin yağlı balıklardan ( somon balığı, sardalye, uskumru), keten tohumlarından ve bazı fındıklardan sağlandığı sürece, aldığımız toplam kalori miktarının yüzde otuza kadar olan kısmı bu besin grubundan sağlanabilir.
  • Protein. Proteinler diyetinizin yüzde on ila yirmisini oluşturacak şekilde sınırlı tutulmalıdır. Hayvansal ürünler yerine olabildiğince sebze proteinlerinin ( örneğin fasulye ve soya fasulyesi) tüketilmesi tercih edilmelidir.

Doktor Weil aynı zamanda günde 40 gram lifli gıda tüketmemizi tavsiye ediyor. Yukarıda tavsiye edilen oranlarda tam tahıl, meyve ( özellikle küçük yumuşak meyve), ve sebze (özellikle fasulye) yediğimiz zaman tavsiye edilen lifli gıda miktarlarına ulaşmamız zor değildir. Tavsiyeler aynı zamanda sütten kaçınmamızı ve peynir ve diğer süt ürünlerini sınırlı miktarlarda tüketmemizi içeriyor. Bu durum büyük çoğunluğumuzun (genellikle laktoz hassasiyetinden dolayı)  bu ürünleri sindirmekte bir derece zorluk çekmesinden ve diğerlerinin ise süt proteinine alerjik olmasından kaynaklanmaktadır.

Weil bu diyette süt ürünleri olmadan da, kalsiyum ihtiyaçlarımızdan geri kalmayabileceğimizi savunuyor ve bu durumu şu şekilde açıklıyor “Çok fazla protein tüketmek kalsiyumun emilimini zorlaştırır, bu yüzden ne kadar az protein tüketilirse vücutta o kadar az kalsiyum ihtiyacı hissedilir.” Süt ürünü olmayan kaynaklar sardalyayı (genellikle kılçıkları ayrılmadan konserve haline getirilen) bol yapraklı sebzeleri, brokoliyi ve çeşitli deniz bitkilerini içerir. Ek olarak, soya peyniri, susam tohumları, kalsiyum takviyeli portakal suyu ve takviyeli soya sütü zengin kalsiyum kaynakları olabilir.

Günümüzdeki diyetlerin ortak özelliği; kalori miktarının kısıtlanmasıdır yani pek çoğu kişinin sağlık durumuyla ilgilenmez. Bu diyet ise yiyeceklerin miktarından çok, kalitesiyle ilgilenmektedir. ‘Yedikleriniz ilacınızdır’ prensibine dayanır. Bu diyetle cilt parlar, enerji miktarı yükselir.

  • Bu diyette ilk amaç kilo kaybı değildir. Amaç sağlıklı ve hastalıksız bir yaşamdır. Sağlıklı protein ve karbonhidratlarla beslenildiğinde, kilo kaybı da olur.

BİR GÜNLÜK ÖRNEK MÖNÜ

  •  KAHVALTI: Badem, kuru üzüm, çilek, yulaf ve az yağlı süt.

Nedeni: Yulaf flavonoid, kuru üzüm ve çilek antioksidan, badem Omega 3 yağ asitleri içerir.

  • ÖĞLE: Tam tahıllı ekmekle yapılmış hindi, domates ve marullu sandviç.

Nedeni: Hücre yenileyici likopen, lignan ve antocyanin içerir.

  • ARA ÖĞÜN: 1 avuç yaban mersini ve badem.

Nedeni: Kalbi koruyan doymamış yağ asitleri ve antosyanin içerir.

  • AKŞAM: Fırında somon, esmer pirinç pilavı, ıspanak salatası. Tatlı olarak ise tarçınlı şeftali.

Nedeni: Bu öğünde antienflamatuar diyetin en önemli bileşeni olan Omega 3 yağ asitleri bol miktarda bulunmaktadır.

 

Nasıl İşe Yarıyor

Doktor Weil ‘in uzun yaşam diyeti herkesin anlayabileceği şekilde basite indirgenmiştir. Bu diyeti araştırırken size anlamsız gelebilecek birçok bilimsel kelime ve tanım ile karşılaşmazsınız. Diyet programı bunun yerine, insan beslenmesi konusunda temel alınabilecek bir kaynak sunar ve vücudunuzun besinlerden enerjiyi nasıl aldığını tarif eder.

Bu tariflerden ilki, karbonhidratlar, nişastalı sebzeler ve tahılların şekere dönüştürüldüğünü ve esasen enerji için kullanıldığını anlatmaktadır. Beyin bilhassa karbonhidratlardan gelen enerjiyi sever. Fakat çok fazla karbonhidrat tüketmek bizi akıllı yapmaz, yalnızca fazla kilolu yapar. Çok az karbonhidrat tüketmek ise vücudun enerjisini yağ depolarından elde ettiği ketozis aşamasına geçmemize sebep olur. Her ne kadar bazı diyetlerde bu aşamaya geçiş destekleniyor olsa da, Doktor Weil’e göre ketozis temelde kolestrol seviyelerinde bir yükseliş ve kalsiyum tüketiminde artış yaratarak, uzun vadede sağlığımıza zararlı olabilir. En iyi karbonhidratlar işlenmemiş tahıllar ve sebzeler, yani glikozun yavaşça salgılanmasını sağlayanlardır. Tıbbi söylemle, bu gıdaların düşük glisemik (kan şekeri artışlarında düşük etkili) indeksli olduğu söylenebilir.

İkinci tanımda yağlar ve sıvı yağların karbonhidratlardan daha yoğunlaştırılmış kaynaklar olduğundan bahsedilir. Fakat bu gıdaların kimyasal olarak vücut tarafından kullanılmak üzere glikoza dönüştürülmeleri gerekir. Her ne kadar ‘yağ’ isminin bugünün ortak sağlık bilincinde olumsuz bir ünü olsa da,  bazı yağlar çok gereklidir. Her ne kadar yağ eleştiriliyor olsa da, ihtiyacımız olan doğru dengedir. Çok fazla yağ tüketmek şişmanlamamıza yol açtığı gibi kalp hastalığı ve kansere yakalanma riskimizi arttırır. Bununla birlikte yetersiz yağ tükettiğimizde cilt iltihabı, saç dökülmesi ve enfeksiyona karşı hassasiyet gibi problemler yaşayabiliriz.

Son olarak vücudumuzu inşa etmek, işlerliğini sürdürmek ve onarmak için proteinlere gereksinim duyarız, fakat ayrıca onlar da gerektiğinde glikoza çevrilebilir ( ve bir enerji kaynağı olarak iş görebilir). Proteinler, düzenli bir temelde,  on tanesi besinler yoluyla alınması gereken, yirmi adet amino asitten oluşurlar. Çok fazla protein tüketmek sindirim sisteminin çalışma yükünü arttırarak karaciğer ve böbreklere zarar verebilir. Doktor Weil, proteini çok az tüketmenin besin yetersizliğine, enfeksiyona karşı artan hassasiyete ve muhtemelen erken ölüme neden olacağını söylüyor.

Doktor Weil, programının önemli bir parçası olarak egzersiz yapılmasından bahseder. Egzersiz ve doğru beslenme önerileri ile sağlıklı ve uzun yaşamın kapılarını açmaktadır.

Doğru egzersiz programı ve doğru beslenme planı için Healthy Body olarak yanınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz.

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google
Spotify
Consent to display content from Spotify
Sound Cloud
Consent to display content from Sound